Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Vatandaşa Hizmet

Bakan Selçuk: “Güçlü kadın güçlü aile demek, güçlü aile güçlü toplum demek”

HAK-İŞ TARAFINDAN DÜZENLENEN “ULUSLARARASI KADIN EMEĞİ BULUŞMASI”NA KATILAN AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK, “GÜÇLÜ KADIN GÜÇLÜ AİLE DEMEK, GÜÇLÜ AİLE GÜÇLÜ TOPLUM DEMEK” DEDİ.

Hak-İş tarafından düzenlenen “Uluslararası Kadın Emeği Buluşması”na katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Güçlü kadın güçlü aile demek, güçlü aile güçlü toplum demek” dedi.

Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Hak-İş Genel Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Bakan Selçuk, kadınların daha fazla değer gördüğü, saygın ve güçlü olduğu bir toplumda daha sağlam ailelerin oluşturacağını ve daha sağlam ailelerin de daha güçlü bir toplum inşa edeceklerini belirtti.

28 Şubat sürecinde en büyük mağduriyeti kadınların yaşadığını ifade eden Selçuk, “Toplum olarak sahip olduğumuz değerler dünyamızda geçmişten günümüze tarihimizde Kadının her daim saygın bir yeri oldu ve biz bunu kadınlarımızı toplumun her alanında hatta savaşlarda en ön cephede görerek esasında her daim şahit olduk. Fakat değerlerimizle barışamayan zihniyetlerimize kadınlarımıza neler yaptığını, nasıl ideolojik bir husumete sebep olduklarını da geçmişten bugüne tanık olduk. Bunlardan en vahim en şedit halini bizler buradan biz çok kardeşimin de eminim ki şahit olduğunu 28 Şubat sürecinde yaşadık. 28 Şubat’ın en büyük mağduru kadınlar oldu ve biz 28 Şubat sürecinde kadınların emek ve haklarının nasıl hiçe sayıldığına şahit olmuştuk. Ve milletimiz inanıyorum ki bu vahim zihniyete bir daha asla izin vermeyecek. Bin yıl sürecek diyorlardı sürmedi ve sürmeyecek inşallah. Bizler alnı ak kadınlar olarak her daim bu tarz anti demokratik girişimlerin karşısında durmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, kadınların Büyük Türkiye Vizyonu’nun öznesi olduğunun altını çizen Selçuk, “Diğer bir konu da bugünlerde son zamanlarda önem verdiğimiz konulardan birisi olarak da gördüğümüz şeylerden bir tanesi aileye olan yoğun saldırı. Biz kadınlar olarak ailemize sahip çıkacağız, neslimizin ve toplumuzun devamı için ailelerimizin sıkı durmasını, sağlam durmasını ve sağlıklı nesillerimiz için gerekli önlemlerin alınması konusunda her zaman dik durmaya devam edeceğiz. Değerlerimiz, haklarımız, milletimiz ve kadınlarımız adına bizim onurumuz, gücümüz o yüzden Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şahlanan milli iradesine son 18 yıldır büyük bir tarih yazmakta ve kadınlar da bu tarihin geçmişten günümüze Büyük Türkiye vizyonunun öznesi olmaya devam edecekler” ifadelerini kullandı.

“Güçlü kadın güçlü aile demek, güçlü aile güçlü toplum demek”

Kadınların her alanda özgüven ve üretkenliğinin artmasından son derece mutluluk ve gurun duyduğu ifade Bakan Selçuk, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadınlarımız her zamankinden daha fazla toplumun her alanında yer almaktalar. Baktığınız zaman eğitimden sağlığa, bürokrasiden siyasete, kültürden sanata kadar her alanda kadınlarımızın daha fala yer aldığını görmekteyiz. Bugün buluşmanın başında izlediğimiz videoda da ne mutlu ki artık sendikalarımızda daha fazla kadınlarımız var. Burada işaret edildiği gibi sendikalı lider kadınlarımızın da sayısı artacak. Bütün bu konularda bütüncül bir perspektiften bakmayı da önemsiyoruz. İstihdam alanında da kendi farklılığı ve kabiliyetleri ile emeği zenginleştiren bir kuvvet kadınlar. Kadınlarımızın her alandaki özgüven ve üretkenliğinin artması bizi son derece gururlandırıyor. Bu sayede kadını ile erkeği ile çok daha güçlü bir Türkiye’ye inşa edeceğiz. Bizim bakanlık olarak her zaman dile getirdiğimiz bir konu var Güçlü Kadın Güçlü Aile demek, Güçlü Aile, Güçlü Toplum demek. Dolayısıyla kadınların daha fazla değer gördüğü, saygın ve güçlü olduğu bir toplumda daha sağlam aileler oluşturabileceğiz. Daha sağlam ailelerde inşallah daha güçlü bir toplum inşa edecekler. Son 18 yıldır hükümetlerimiz ve bakanlıklarımız olarak bunu sağlama konusunda hem kadınlarımızın güçlendirmek hem de alilerimiz kuvvetlendirmek adına, hem de kadınlarımızın sosyoekonomik hayatta daha fazla yer almaları adına birçok çalışmalar yaptık. Öncelikle yasal mevzuatlarımızı güçlendirdik gerek iş kanunu gerek medeni kanunda. İşçi işveren ilkelerini temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağı ilkesini getirdik, yine eşit işe eşit ücret kuralında kanuna koyduk. Bugün Covid-19 salgınını konuştuğumuz günlerde sağlık konusunda da sağlık alt yapısında özellikle de Genel Sağlık Sigortası sistemimizin ne kadar önemli olduğuna bir kez daha şahit olduk. Biz bu süreçte vatandaşlarımızın tamamının sağlık güvencesinin altında olmasının önemini kavradık. Kadınlarımızın sağlığı konusunda da son 18 yıldır ilerleme kaydettik. GSS sayesinde daha etkin ve kolay bir şekilde Sağlık hizmetlerine erişiyorlar hem de bu sayede anne ölüm oranları düşürülmesi konusunda hem de doğum öncesi bakım hizmetlerinin daha etkin faydalanılması konusunda ilerleme gerçekleştirdik. Kalkınmanın en önemli konulardan biri eğitim. Dolayısıyla eğitimli kadınlar kalkınmanın hem öznesi hem de sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi içinde en önemli unsur. Bizde hem STK’larımız, üniversitelerimiz, kamu kurum ve kuruluşlarımız ve özellikle Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi himayesinde ’Haydi Kızlar Okula’ gibi projelerde eğitimde büyük bir gelişim kaydettik ve 2002 yılında yüzde 79’larda olan kadın okuryazarlık oranı bugün yüzde 95’lere ulaşmış durumda. Yine orta öğretimde okullaşma oranları yüzde 45’lerden yüzde 85’lere, Yükseköğretimde de yüzde 13,5’lardan yüze 46’lara ulaşmış oranlarımız var. Kadınlarımızın eğitimlerinde artışın en önemli sonuçlarından birisi de kadınlarımızın artık karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması. Baktığımız zaman da siyasette kadın oranımız yüzde 4’lerden yüzde 17’lere gelmiş durumda. Yine eğitim sektörü de neredeyse öğretmenlerimizin yüzde 60, mimarlarımızın avukatlarımızın yarıya yakını da kadınlarımızdan oluşmakta. İstiyoruz ki yönetici anlamında kadın sayımız da artsın. İnanıyoruz ki konudaki farkındalık artınca artacak. Çalışma hayatına gelince bu nokta da kamudaki çalışan kadınlarımızın yüzde 40’ına yakını kamu çalışanlarımızın kadın. Ve biz hem işçilerimizin hem de memurlarımızın sendikalaşma ve kadınlarımızın daha fazla sendika üyesi olmasında da ivmeleri ve eğilimleri pozitif bir şekilde görmekteyiz.”

“İŞKUR’un Aktif İş Gücü Programlarına katılan katılımcılarımızın yarıdan fazlası kadın”

Hem SGK, hem İŞKUR teşvikleri olarak, kadın çalışanları olanlara da daha fazla teşvik vererek desteklemeye devam ettiklerinin altını çizen Selçuk, “Diğer bir nokta çalışma hayatına baktığımızda artık kadınlarımızın o özgüvenden kaynaklı olarak girişimlerin arttığını görmekteyiz. Kadın girişimci oranlarımızda yüzde 15’lerden yüzde 19’lara artmış durumda. Çalışma hayatı deyince bizim en önem verdiğimiz konulardan birisi tabi kadınlarımızın istihdam artması önemsiyoruz. Fakat bu noktada Aile ve Çalışma Bakanlığının en önem verdiği konulardan birisi de iş ve aile hayatı uyum sağlanması. Bugün inanıyoruz ki bu konularda da tartışılacak. Ve Hak-İş bu konularda birçok defalar panel ve çalıştaylarında dile getirdi. Biz hem ulusal istihdam hem de yaptığımız bütün çalışmalarda kadınların önünü açmak için bu iş ve aile hayatı uyumu çok önemiyoruz. Bu noktada hükümetlerimiz olarak birçok çalıştayı hayata geçirdik. İstiyoruz ki kadınlarımız iş hayatına katılırken aileleri konusunda ikilemde kalmasın hem iş hayatında başarılı olsunlar hem de ailelerinde sağlık ve mutlulukları devam edebilsinler. Bu kapsamda biz kısmı süreli çalışma hakkı, doğum izninde yapılan düzenlemeler, analık, hakkı, evde bakım destekleri, yarı zamanlı, esnek zamanlı çalışma gibi birçok uygulamayı hayata geçirdik ama bildiğiniz gibi çalışma hayatı çok dinamik bir süreç. Covid salgınında bunu gösterdi ve biz Covid’den sonra esnek, uzaktan çalışma gibi birçok modele dair ve bunların iş ve aile hayatı uyumuna dair bir uygulamayı da hep beraber hayata geçireceğimize ve beraber tartışıp bunlara da bir çözüm bulacağımıza da inanıyorum. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımız zaman birçok haklarını tamamlamış bir Türkiye var, bugünde hem SGK, hem İŞKUR teşviklerimiz olarak, kadın çalışanları olanlara da daha fazla teşvik vererek desteklemeye devam ediyoruz. İŞKUR’un Aktif İş Gücü Programlarına katılan katılımcılarımızın yarıdan fazlası kadın. İnanıyorum ki Meslek Eğitim kurslarımızdan girişimcilik kurslarımızdan daha fazla kadınlarımız yararlanacaklar. Bizim hedefimiz hem yeni ekonomik programlarımız, orta vadeli programlardaki hedefimiz de istihdam oranımızda iş gücüne katılma oranlarında ulaşacağımız 2023 yılına inanıyoruz. Tabi ki geldiğimiz süreçte bugün kadının güçlenmesini konuşuyoruz. Bu konuda en önem verdiğimiz konunun bir tanesi kadınlarımızın iş gücü piyasasında daha etkili olması için dijital çağa adaptasyonları olacak. Sendikalarımıza çok önemli görevler düşüyor. Dijital dönüşüm gerçekleştirdiği bir çağda kadınlarımızı ne kadar adapte edebilirsek o kadar güçlü ve kuvvetli olabilmelerini sağlayabileceğiz. Dijital dönüşüme adapte olabilmek kadınlarımızın anne olarak çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden korumak anlamında çok büyük önemi var. Çalışma hayatındaki adaptasyon değil aynı zamanda ailelerimizi korumak içinde dijital dünyanın artı ve eksiklerinin farkındalığımızın artması çok önemli. Toplumumuzun yarısını kadınlar oluşturmakta, kalkınmanın öznesi kadını ailemizin en önemli mayası kadın dolaysıyla 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine gerçek anlamda ulaşabilmek, Büyük ve Güçlü Türkiye için kadını ve erkeği ile birlikte başlayacağız. Birlikte çalışacağız. En önemli noktalardan birisi de kadınlarımızın sendikalaşması, kadınlarımızın sivil toplum kuruluşlarında yer almasını biz hükümetlerimiz olarak çok önemsiyoruz. Sivil toplum demek ülkemizin daha demokratik olması anlamında çok önemli. Dolaysıyla da demokrasinin bir gereği, sizlerden aldığımız, sahadan aldığımız geri bildirimler bizim için çok önemli. Hamd olsun bugün hem sendika üyelerimizin sayısı, hem de kadın sendikalı sayımız arttı. İnşallah sendikalı yöneticilerimizin sayısında artacak. Hak-iş bu konuda öncü konfederasyon olarak eminim ki bu sorumluluğu yerine getirmekte. Hak-iş sosyal diyalog konusunda yapıcı ve özgüvenli duruşu ile olduğu kadar kadın çalışanlara verdiği önem noktasında da çok önemli bir konumda. Bu konudaki aktif çabaları önemli bir duruş sergiliyor, kadın sendikalarımızda bir başarı hikâyesi yazıyor. 21. yüzyılda hak ve adaletten bahsederek sözde emek savunuculuğu yapanların yerel yönetimlerde işçilerimize yaptıkları zulme de tanık olmaktayız. Aynı zihniyette kendi içlerinde yaşanan taciz, tecavüz, şiddete ses çıkarmadıklarına şahidiz. Gündem değiştirme çabalarını da izliyoruz. Sözüm ona kadın hakları, işçi hakları savunuculuğu yapanlar, ne yerel yönetim yapılan haksızlıklara ne de kendi içlerindeki şiddet taciz gibi olaylara ses çıkarmıyorlar. Bunu da en önemlisi milletimiz, toplumumuz gerekiyor. Gereken dersi vatandaşlarımız, milletimiz verecek diye inanıyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı sonuna kadar desteklediklerini ifade eden Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise, “Hak-İş olarak artık belli aşamaları geçtik. Sendikalı kadın noktasında önemli bir aşamayı gerçekleştirdik. Yüzde 28’lere varan kadın üyemizle önemli bir sorumluluğu üstlendik. Aynı zamanda sendikacı kadın olma konusunda da çok sayıda kadın sendikacı arkadaşımız sendikal mücadeleye katıldılar. Daha ilerisini istiyoruz artık sendikacı kadın liderler olarak sayımızın arttırılması daha da güçlendirilmesi ve bu konuda gereken sorumluluklarımızı yerine getirerek olması gerek noktaya birlikte taşımamız gerekiyor. Özellikle dünya sendikalı hareketinde de Hak-İş’li kadınların önemli bir misyon üstlendiğini ve bu konuda da etkinliğimizi sürdürdüğümüzü, arkadaşlarımız ifade ettiler. Biz özellikle geçtiğimiz 2019 yılında Birleşmiş Milletler Çalışma Örgütü İLO’nun kuruluşunun yüzüncü yılında İLO’da kabul edilen özellikle 190 sayılı iş yerinde şiddet ve tacize karşı mücadele sözleşmesinin ülkemiz tarafından da bir an evvel onaylanmasını arzu ediyoruz. Bu sözleşmenin bizim açımızdan evet mevzuatımızda gerek iş kanununda gerekse gerçekten 684’tü sanıyorum o kanunda ciddi şekilde kadına şiddette yönelik, önlenmesine yönelik ciddi düzenlemeler yapıldı. Ancak iş yerinde şiddet ve iş yerinde tacize yönelik birleşmiş milletlerin ortaya koyduğu bu sözleşmeyi biz son derece önemsiyoruz. Bunun bir an evvel ülkemiz tarafından da kabul edilerek onaylanması gerçekten çalışma hayatında şiddetin ve tacizin ortadan kaldırılması konusunda çok önemli bir aşama olduğunu düşünüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklarken ortaya koyduğu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz” diye konuştu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ